Teknoloji gelişmesiyle birlikte, pek çok alanı da bir adım ileri taşımayı başarıyor. Bu alanlardan biri de sağlık, tıp. Teknolojinin sunduğu eşsiz imkanlar, tıp alanının sınırlarını her geçen gün daha da fazla genişletiyor, yapabileceklerimiz daha fazla oluyor.Bilim adamlarının savaş açtığı, insanlığın bir an önce çaresini bulması gereken hastalıklardan biri olan kanser de, umuyoruz teknoloji ve tıbbın ortak gelişmesi sonucu tarihe karışacak. Bu konuda önemli çalışmalar yürüten Türk bilim insanları, Meksika kökenli bir tür semender olan ”aksolotl” sayesinde kanser, sinir sistemi ve kalp ile ilgili hastalıklara karşı yeni tedavi yöntemleri bulma konusunda olduça ciddi adımlar atmaktalar.

Vücudundaki çeşitli parçaları ve uzuvları yeniden üretebilen Aksolotl’un aslında nesli tükenmiş durumda. Ancak canlı, özel laboratuvarlarda yaşamlarını devam ettiriyor. Aksolotl’un embriyolarının büyüklüğü ve kansere yakalanma oranlarındaki azlık, bilimsel araştırmalarda kullanılması adına önemli bir avantaj sunuyor. Medipol Üniversitesi Rejeneratif ve Restoratif Tıp Araştırmaları Merkezi (REMER) Kurucu Başkanı Prof. Dr. Gürkan Öztürk, yaptığı açıklamada 300 civarı aksolotlın bir yıl önce Kentucky Üniversitesi’nden, uzun bir süreç ve uğraş sonucu getirildiğini ve 30’a yakın bilim insanının bu canlılarla bizzat çalıştıklarını bildirdi.

Gürkan Öztürk’ün konuyla ilgili yaptığı açıklamalar şu şekilde;

“Bu özelliğiyle anne karnında sıfırdan bütün özelliklerini tamamlıyor, hiç doğmamış gibi. Çünkü doğduğu zaman vücut yapısı değişecek. Örneğin bir uzvu, koptuğunda 1-2 ayda uzayabiliyor.

Örneğin trafik kazasında omuriliği zedelenmiş, kopmuş bir insan, ömür boyu felce mahkum demektir. Şu anda hiç bir tedavisi yok. Biz, bu hayvanın omuriliğinin nasıl tamir olduğunu bulabilirsek, buradan çıkacak sonuçları insanlarda yeni tedavi yöntemleri olarak kullanabiliriz. Bu hayvandan elde edeceğimiz omurilik hücrelerinin farenin omurilik hasarına fayda edip etmeyeceğini test edeceğiz. Hayvandaki iyileşme kapasitesini, insana yakın bir memeli modeline taşıyabilecek miyiz, onun üzerinde çalışıyoruz.”

Aksolotlların en büyük özelliklerinden biri de diğer canlılara göre inanılmaz derecede düşük olan kanser oranları. Aksolotlların kansere yakalanma ihtimali diğer canlılara göre 1000 kat daha az. Bu sebeple canlının metabolizmasında kansere, kanser hücrelerine karşı koruyucu bir mekanizması olup olmadığı araştırılıyor.